LİSE’DEN NE ÖĞRENDİK…

sakarya anadolu lisesiBir bireyin, birey olma yolculuğundaki dönüm noktalarından en önemlisi belki de orta öğretim yılları. Hayatı anne, baba, öğretmen vs. gibi büyüklerin etkisi dışında kendi gözlemlerimiz, duygularımız ve fiillerimizle şekillendirmeye başladığımız ilk dönem. Çoğumuz bu dönemde asi, isyankar, muhalif olsak da kimi bunu dış dünyaya gösterebiliyor kimi içinde sessiz devrimler gerçekleştiriyor. Elbette bunda yetişme tarzı, aile yapısı, kültürü, karakteri vs. gibi bir çok faktör de etkili. Sanırım ben de sessiz devrim gerçekleştirenlerdendim.

Sakarya Anadolu Lisesi’nden 97 yılında mezun oldum. Orta öğretimimi tek bir okulda, 7 senede tamamladım. Bizim zamanımızda öyleydi, ki bence gayet de güzeldi. İlkokuldan sonra Anadolu Lisesi’ne girmiş ve 7 yıl boyunca aynı okulda eğitim ve öğretime devam etmiştik. O dönemdeki eğitim öğretim de elbette tartışılır, iyi ve kötü yanları ile özellikle matematik ve fen dersinin neden İngilizce verildiği sorusu bile başlı başına bir facia olsa da, bizler 7 yıl aynı okula gitmekle aslında farklı bir kültürü de edinmiş olduk. Bunu yıllar sonra daha iyi fark ediyor insan.

O zaman eğitim, şimdiki gibi acımasız bir yarış halinde değildi ve gerek farklı gelir gerekse farklı kültürlere ait çocuklar iyi bir okulda eğitim görme şansına sahipti. Birbirinden çok farklı kültüre ve gelire sahip ailelerin çocukları olarak bizler; aynı sıraları paylaştık, aynı bahçede top koşturduk, birlikte eğlendik, birlikte sıkıldık… Birbirimize hiç yabancı olmadık. Bilakis çok iyi dostluklar kurduk. Ne dini ne siyasi ne de ekonomik sebepler bizi birbirimize değil düşman etmek küslüğe bile sebep olmadı. 3 farklı üniversitede eğitim (Selçuk, Sakarya, İstanbul)  kariyerini devam ettirmiş biri olarak lise zamanındaki kadar farklı fikirlere saygılı ve dolu tartışmalar yapıldığına fazla şahit olmadım. Başta futbol sonra siyaset sonra da dini olmak üzere çok hararetli tartışmalar yaptık ama hiç birbirimizi incitmedik. İşte biz lisede öğrendik; farklı inanç, fikir ve düşüncelere saygıyı o yüzden şimdi başta üniversiteler olmak üzere eğitimin her kademesinde birbirlerinin değil yaşam biçimine fikirlerine bile tahammül edemeyenleri görünce diyorum ki biz, biz bize iken bile çok şey öğrenmişiz lisemizden, hem de erkenden. Kimimiz yine kin, nefret, öfke ile dolu görünse bile ötekine biliyorum ki yan yana, yüz yüze, göz göze gelince o yılların hatırı bile yeter de artar aradaki tüm buzları eritmeye. Şimdi başta üniversite öğrencilerinin olmak üzere lise ve orta okul öğrencilerinin içinde bulundukları can sıkıcı ve ayrıştırıcı ortamlarını görünce insan nasıl üzülmesin ki. Sonra da bu arkadaşlardan saygı, sevgi, demokrasi, insanlık, hak, hukuk, adalet bekleyeceğiz öyle mi ! Biz sözde büyükler onlara ne yaşattığımıza bakalım, ondan sonra olumlu olumsuz değerlendirmelerimizi yapalım. Siz sevgili küçükler şunu asla unutmayın hangi şart, hangi ortam olursa olsun bir insanın en iyi öğretmeni yine kendisidir. Siz öğrenmeye niyetli ve azimli olduktan sonra yolunuz çıkan engeller ancak ve ancak sizi yükseltecek basamaklar olur. Her engel aşılır belki de kendi kendine engel olana, olamaz kimse çare.

Sitemizde yazılan köşe yazılarından yazarı sorumludur. Herhangi bir istek ve şikayet için iletişim bölümümüzden bize ulaşabilirsiniz.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş