KİM DAHA ÇOK BİLİR ÇOK GEZEN Mİ ÇOK OKUYAN MI, OSMANLICA BİLEN Mİ BİLMEYEN Mİ !

mkacmazSorunun cevabını kendimce vereceğim son bölümde de özellikle son bir kaç yıldır ne garip bir millet olduk çıktık anlamadım.

Gariptir ki ortaya atılan her mesele toplumu en az ikiye bölmeye yetiyor. Hep bir taraf olup seçeneklerden birini seçmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Oysa ki neden iki seçenekten birini seçelim ki başka seçenekler de yok mu !

Biz düşünme/düşünce özürlüyüz mü ki birileri bizim için düşünsün, olumlu ya da olumsuz, biz de ya hemen kabul edelim ya da reddedelim .

Bu düşünceleri bir de başkalarına kabul ettirmek için de var gücümüzle çalışalım. Neden ki? Neyin, kime, neden ispatı bunlar? 

İlgili olsun olmasın her konuda uzmanmış gibi konuşan insanlarla dolu televizyonlar.

Onlar zaten kendilerine verilen görevleri alasıyla yapıyorlar. Muhtemelen bu arada iyi de para kazanıyorlardır.

Lakin konuşma üslup ve seviyesizlikleri bile bilgisizliklerin çok üstünde.

Eskiden çok eskiden keyif alırdım tartışma programlarından zira meseleler tartışılırdı şimdi ne mesele kaldı ne adap varsa yoksa hep kavga gürültü.

Kimin ne dediği bile anlaşılmıyor hoş anlaşılsa da ne iki gün sonra çark ediliyor ne de olsa.

Velhasılı kelam öğrencilerime de özellikle sizlere sunulan seçeneklerle yetinmeyin, farklı seçenekler de olabileceğini, farklı düşünebileceğini de unutmayın derim.

Düşündüklerinizin, konuştuklarınızın, kavga ettiğiniz meselelerin ne kadarı size ait.. Yoksa başka birinin papağanlığını ya da zombiliğini mi yapıyorsunuz bir düşünün derim.

Lütfen konuşmadan, tartışmadan, kavga etmeden önce düşünün… Düşünün ki gerçek sanal gündemler arasında kendi değerleriniz ve bilginizle karar verin.. Başkalarının değil.

Okuyan-mı-Bilir-Gezen-miDerste bir vesile geçen mesele idi hem de henüz üniversite  1. sınıfta olan arkadaşların.. Klasik mevzudur çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?

Kimi çok gezen, kimi çok okuyan dedi, bir sınıfta farklı cevaplar da olmadı değil aslında ama genelimiz bize sunulan tuzak sorularla baş başa kaldık mı çuvallıyoruz birini seçmek zorunda hissediyoruz.

Oysa ki hep farklı seçenekler de vardır kimi apayrı bir seçenek olacağı gibi kimi de daha bütüncül yaklaşabilir meseleye bu soruda da öyle…

Zira önce okuyan sonra gezen elbette hepsinden çok daha iyi bilir. Neyi, nerede, ne zaman, nasıl göreceği hakkında bilgisi olanın elbette gözlemleri çok daha iyi olacaktır.

cok-okuyan-mi-bilir-gezen-miHem ayrıca bireysel özellikler de burada önemli değil mi? Kant oturduğu yerden Macellan dünyayı dolaşarak bizim bilgi dünyamızı zenginleştirmemişler mi?

Şimdi gelelim Osmanlıca’ya… Uzmanı olduğum bir mesele değil… Bu konuda Türkçe, Edebiyat ve Tarihçilerin söz hakkı olduğu kesin.

Osmanlıca’nın bir medeniyetin inşası ve kültürel sürekliliğinin sağlanması adına öğrenilmesi konusu şahsım adına çok önemli gördüğüm bir mesele.

Coğrafya’da da Tarihi Coğrafya çalışmalarının az ya da sınırlı olması da bu yüzden. Lakin herkesin zorunlu olarak Osmanlıca öğrenmesi mevzu oldukça gereksiz bir tartışma aslında.

Olması da gereken oldu seçmeli olarak konuldu da peki ne diye bunca tartışma. Öğrenmek isteyen için her zaman açık ve teşvik edilecek bir mevzunun ülke gündemini sarsması gerek akademi gerek kahve camiasının başlıca mevzusu olması neden? Tartışmayı mı kavga etmeyi mi sevdiğimizden. Yoksa birbirimize güç mü göstermek istediğimizden.

Neyse ki cami cemaatinin kahvesi umutlarımı yeniden yeşertti bu konuda, bir cuma çıkışı misafir olduğum masada tartışmanın gereksizliği üzerine söylendi tüm sözler ama yine de ilgiliydi gözler. İlginçti herkes hemfikirdi zorunlu olmasın isteyen okusun istemeyen okumasın.

Sitemizde yazılan köşe yazılarından yazarı sorumludur. Herhangi bir istek ve şikayet için iletişim bölümümüzden bize ulaşabilirsiniz.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş