Kese mi kefe mi ağır bilmem ama kefen hepsinden ağır…

savaş ve adaletEn naif arkadaşlar bile öfke nöbetlerine tutuluyorsa zaman zaman, iyi insanlar bile birbirine suçluyorsa her olayda planlar tıkır tıkır işliyordur demektir. Hepimiz bu projenin bir parçasıyız; dini ve milli kimliklerimiz, değerlerimiz, duygularımız, kişisel ve toplumsal tepkilerimiz hepsi önceden öngörülebilir ve düşmanlığa dönüştürülebilir vaziyette. Yalnızca kötüler değil iyiler de savaşmalı, eline silah diline düşmanlık almalı ki cehenneme dönsün bu ülke, bu bölge, bu dünya.

Salt küresel güçleri ve yerel aktörleri suçlamakla bitmez bu mesele, onlardan önce de vardı bu kavga, bu savaş. Bu bir insanlık mücadelesi, insanın yeryüzüne sürgüne gönderildiği günden beri… Öfkesine, kibrine, diline, gönlüne hakim olan kazanacak. Terör kimden nereden gelirse gelsin terördür, silahla bomba ile hak aranmaz adalet sağlanmaz. Terörü kullanarak hedefler gerçekleştirilmez. Dini, dili, milliyeti, inancı, düşüncesi ne olursa olsun yiten candır. 1 de candır 30 da candır binlerde milyonlarda candır. Canların karşılaştırılması yapılmaz, kimliği sorgulanmaz. Hepimiz farkındayız büyük işler dönüyor da hepimiz ancak kendi penceremizden bakabiliyoruz olaylara eksik, yarım… Bu da hepimizi maalesef yakın zamanda literatüre giren “kullanışlı aptallar” saflarına koyuyor oysaki biz kendimizi gerçekleri en iyi anlayan saflarına koymuştuk çoktan.

Gönlümüzden aklımızdan büyük laflar etmeye başladık; aklımızı bilemem ama gönlümüz çok boşmuş meğer ağzımızın çoşması bundan. Bin düşün 1 konuştan, düşünmeden, anlamadan, kavramadan konuşan yığınlar olmaya başladık. Belki önceden medyayı, küresel güçleri suçlayıp kendimizi aklayabilirdik lakin bugün hepimiz her olayın yayılmasında ve etkisinin artmasında birer aracız. Yazdıklarınıza, paylaştıklarınıza, konuştuklarınıza bakın kendiniz karar verin düşmanlığın mı dostluğun mu yayılmasında aracısınız. Haklı olunan meseleleri karşılaştırma terazisine koyup hangimiz daha haklı mücadelesini samimiyetle adalet için mi yoksa inandığınız değerlerin üstün gelmesi için mi yapıyoruz. Kese mi ağır, kefe mi ağır bilmem ama kefen hepsinden ağır bunu hepimiz öğrenmiş olmalı idik aslında. Yakın tarihimiz bile sayısız olayla dolu bu konuda. Hepimiz kendimizi kandırıyoruz ve bizi kandırmalarına da can-ı gönülden izin/prim veriyoruz. Hak ettik demeye dilim varmıyor ama her işimiz yalan, dolan olmuş. Her fırsatta kardeşinin boğazına sarılan insanlar olmuşuz. Pazarda çarşıda okulda camide her işimizi çıkarlarımıza göre belirler olmuşuz. Hak, hukuk, adaleti çoktan tozlu raflara kaldırmışız. Şimdi ise her canımız yandığında birbirimizi suçluyoruz aynaya bakmaya cesaretimiz yok da ondan. Hak, hukuk, barış, adalet, insanlık, dostlu, kardeşlik, vatan, millet, din, diyanet konularında ahkam keserken ağzımızdaki kin, öfke, kibir salyalarını gönlümüzden silmeden bitmez bu kavga, daha çook canımız yanar.

Bu sebepten inadına gülümsüyorum mutluluğumu, umudumu, hevesimi, hayallerimi çalmaya çalışanlara karşı.  Çok çok acı bir tebessüm olsa da bu biliyorum ki tek istemedikleri bu. Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır, boş konuşan değil misali. Kardeşim öğrenci isen öğrenciliğini, öğretmen isen öğretmenliğini, fırıncı isen ekmeğini, işçi isen işini, çiftçi ise bahçeni, din adamı isen gönülleri yap ki huzura, mutluluğa, refaha kavuşalım… İnanıyorum o günler de gelecek hem de çok uzak değil ama neden daha fazla can yansın ki…

Can yakma… Can ol, canan ol… Sultan Süleyman’a kalmadı bu dünya sana mı kalacak sanırsın… Tükenmiş bir medeniyetin değil filizlenen bir medeniyetin yolcusu ol… Son oyunları bunlar sen işinde, gücünde, sabırda, sevgide kal…

Sitemizde yazılan köşe yazılarından yazarı sorumludur. Herhangi bir istek ve şikayet için iletişim bölümümüzden bize ulaşabilirsiniz.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş