DARBELERE KARŞI DEMOKRASİ YÜRÜYÜŞÜ

fotoğrafÜlkemizde demokrasinin kesintiye uğramadan devam etmesinin ne denli önemli ve gerekli olduğunun maalesef çok ama çok acı bir şekilde yine görmüş olduk. Adına ister darbe teşebbüsü deyin ister terör faaliyeti ki silahsız elinde TÜRK bayrağı ile darbeyi önlemeye çalışan insanların insafsız ve vicdansızca öldürülmesi olayın bir terör faaliyeti olduğunu ispatlar niteliktedir. Aklını, vicdanını, insafını kaybetmiş insanların  devlet görevlisi dahi olsa böyle bir işte yer alabileceği akla hiç gelmeyecek bir seçenek olmalı idi ama maalesef öyle olmadı. Böyle bir olayın gerçekleşmiş olduğuna inanmak zor olsa da faillerinin hem bu dünyanın mahkemelerinde en kısa sürede yargılanacağı hem de diğer dünyada cehennemin sonsuz ateşi içinde yer alacaklarına şüphem yok. 

Olayı şehir dışında iken öğrendik, çocuklarımızın “baba bu bizim askerimiz değil mi, neden bizi vuruyorlar” sorusuna cevap verebilmek mümkün mü ! Bu acı, bu travma bile bir ülkenin geleceği için büyük bir felaket iken yüzlerce insanın öldürülmesi, binlerce insanın yaralanması acı ve travmayı felakete dönüştürdü. Bu felaketin büyümesinin engellenmesinde elbette ki en büyük faktör milletin adeta canını siper ederek asker ve polisin arasına girmesi, tanklara göğüs germesi ve elbette gerek polisi gerekse asker içerisinde insaf, vicdan ve vatan millet sevgisini kaybetmemiş kişilerin olması  önemli bir faktör.

Elbette suların kısa sürede durulması mümkün değil, ancak demokrasi uzun bir yürüyüş dün de bugün de yarın da her zaman demokrasinin yanında olmak, darbelere karşı milletçe birlik olmak şart. Ülkemizde demokrasiyi rafa kaldırmak için çokça ihanet senaryosu sergilendi ve sergilenecektir bu noktada yapılması gereken gerçek, yaşayan bir demokrasiyi savunmak olmalıdır. Hak, hukuk, adalet kavramları ile örülmüş bir demokrasi.

Kendi adıma demokrasiye verdiğim öncelik ve önem elbette bir yaşam biçimi olmakla birlikte aynı zamanda akademik ilgi alanım olan konularla başta siyasi coğrafya ilişki içerisinde. Özellikle Arap Baharı sürecini değerlendirirken daha ilk başladığı günden bu sürecin Türkiye’ye uzanacağını ve Türkiye’den geri döneceğini ifade ettim ve fikirlerim hala aynı kararlılıkta. Özellikle son yıllarda küresel ve ulusal gelişmeler ışığında Türkiye’nin içinden geçtiği sürecin çok ağır bir süreç olduğunu hep daha zoruna hazırlıklı olmamız gerektiğini ifade etmiştim ki şu yaşadığımız süreç de bunun göstergesi. Ancak hala en zorunun atlatıldığını düşünmüyorum o nedenle her zaman aynı bilinç ve kararlıkta olmak şart.  Türkiye’de milli birlik ve beraberliğin bozulmayacağını bilakis daha da sağlamlaşacağını inancım sonsuz. Türkiye’yi bölme yada parçalamaya kimsenin gücü yetmeyeceğini ifade ederken ki en büyük güvencem Türk halkının riyasız, yalansız, dolarsız vatan, millet sevgisi ve imanı olduğunu artık söylemenin lüzumu yok milyonlar bunu gösterdi zaten. Bu noktada siyasetçisi, vatandaşı, polisi ve askeri birlik olmalı kimse ötekileştirilmemelidir. Aksi takdirde önümüzdeki daha zorlu virajlarda sıkıntı yaşamamız mümkün.

Son söz olarak Türkiye çok ama çok kritik bir süreçte bunu muhakkak atlatacağız lakin mümkünse hasarsız ya da en hasarla atlatmak lazım. Bu durum önce devletimizin tüm kurumlarının sonra da milletçe bizim sorumluluğumuzda. Güzel ülkem ve güzel milletim güzel günleri hak ediyor.

 

 

Sitemizde yazılan köşe yazılarından yazarı sorumludur. Herhangi bir istek ve şikayet için iletişim bölümümüzden bize ulaşabilirsiniz.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş